İran Savunma Bakanı Mohammad-Reza Ashtiani, ABD’nin İran’a veya bölgedeki İran çıkarlarına yönelik herhangi bir doğrudan askeri müdahalesine “en sert şekilde” karşılık verileceği ve bunun “topyekün savaş” anlamına geleceği uyarısında bulundu. Bu sert çıkış, ABD ve Birleşik Krallık’ın Yemen’deki Husi hedeflerine yönelik son hava saldırılarının ardından bölgede tırmanan gerilimi daha da yükseltti.
Tahran’dan gelen bu keskin mesajlar, Kızıldeniz’de devam eden gemi saldırıları ve uluslararası koalisyonun Yemen’deki operasyonları bağlamında, ABD’nin atacağı adımların potansiyel sonuçlarına dair İran’ın kırmızı çizgisini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Kim Konuştu ve Ne Söyledi?
İran Savunma Bakanı Ashtiani’den Net Tehdit
İran Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen Tasnim Haber Ajansı’na konuşan Savunma Bakanı Ashtiani, ABD’ye yönelik doğrudan bir tehdit savurdu. Ashtiani, “ABD, bize veya bölgedeki çıkarlarımıza doğrudan bir saldırı yaparsa, bu kesinlikle topyekün bir savaşla sonuçlanacaktır. En sert şekilde karşılık vereceğiz,” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, İran’ın askeri tepkisinin kapsamı ve şiddeti konusunda hiçbir belirsizliğe yer bırakmıyor.
Dışişleri Bakanı Amir-Abdollahian’dan Kınama
İran Dışişleri Bakanı Hossein Amir-Abdollahian da sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, ABD ve İngiltere’nin Yemen’e yönelik saldırılarını “maceracı bir hamle” olarak nitelendirerek şiddetle kınadı. Amir-Abdollahian, “Beyaz Saray, bölgedeki gerilimi tırmandırmaktan kaçınmalı ve Gazze’deki Siyonist rejimin soykırımını derhal durdurmalıdır,” çağrısında bulundu. Bu açıklama, İran’ın bölgesel çatışmaları Gazze meselesiyle doğrudan ilişkilendirme ve Batı’yı çifte standartla suçlama stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Olayların Gelişimi: Neden Gerilim Tırmanıyor?
- Kızıldeniz’deki Saldırılar: Yemen’deki İran destekli Husiler, İsrail ile bağlantılı olduğunu iddia ettikleri ticari gemilere Kızıldeniz’de füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlemeye başlamıştı. Bu saldırılar, küresel deniz ticaretini ciddi şekilde etkiledi ve nakliye rotalarında aksaklıklara yol açtı.
- ABD ve İngiltere’nin Misillemesi: Husi saldırılarına karşılık olarak, ABD ve Birleşik Krallık liderliğindeki uluslararası bir koalisyon, 11 Ocak’ta Yemen’deki Husi mevzilerine geniş çaplı füze ve hava saldırıları düzenledi. Bu operasyonlar, Husilerin saldırı kapasitelerini azaltmayı ve denizcilik güvenliğini yeniden tesis etmeyi hedefliyordu.
- İran’ın Bölgesel Nüfuzu: İran’ın Lübnan’daki Hizbullah, Irak’taki milis grupları ve Yemen’deki Husiler gibi vekil güçlere verdiği destek, uzun süredir ABD ve müttefikleri için bir endişe kaynağı olmuştur. Tahran, bu gruplar aracılığıyla bölgesel nüfuzunu artırmaya çalışırken, ABD ve müttefikleri ise deniz trafiğinin güvenliğini ve bölgesel istikrarı korumayı amaçlıyor.
Olası Sonuçlar ve Bölgesel Etkileri
Bölgede zaten kırılgan olan dengeler, bu tür doğrudan tehditlerle daha da hassas hale geliyor. ABD’nin İran’a yönelik doğrudan bir askeri saldırıdan kaçınma yönündeki genel politikasına rağmen, Husi saldırılarının devam etmesi ve İran’ın bu tehditkar söylemi, Washington’ı daha sert adımlar atmaya itebilir. Uzmanlar, Gazze’deki çatışmaların yanı sıra Kızıldeniz’deki vekil savaşın genişlemesinin, Ortadoğu’da çok daha büyük bir çatışmaya yol açabileceği konusunda uyarıyor. Uluslararası toplum, diplomatik çabalara ağırlık vererek tansiyonun düşürülmesi ve bölgesel istikrarın korunması çağrılarını artırıyor.